|
Risk ve Sigorta
Her yıl olduğu gibi, yeni umutlar, planlar ve beklentilerle 2012 yılını karşıladık. Her bireyin farklı beklenti ve planları olsa da huzur, sağlık ve güven içinde yaşamak ortak dileğimizdir ve tüm çabalarımızda bunun için. Ama geçmişte karşılaştığımız kazalar, doğal afetler ve felaketler gibi tüm olumsuzluklar, bazen umut etmenin yetmediğini ve bunlara ne kadar hazırlıksız olduğumuzu bize acı bir şekilde öğretti.
Yaşamın rutin akışı içinde hiç beklemediğimiz bir anda yaşadığımız olumsuzluklar bizlere sadece acı vermez; farklı boyutta zarar ve kayıplara da neden olur. RİSK adını verdiğimiz bu olumsuzluklar ve belirsizlikler, yaşamın rutin akışına hareket getiriyormuş gibi görünebilir. Ancak, yaşamın her aşamasında var olan risklerin, beraberlerinde getirdiği zarar ve kayıplar, bazen insanların ve kurumların kaldırabileceklerinden daha ağır yükleri içerir: kaza, ölüm, tehlikeli hastalık riski, deprem riski, iş kaybı riski vb. gibi. Daha güvenli bir yaşam adına, bu risklerden kaçınmak için bireyler ve kurumlar bunları kontrol altına almaya ve yönetmeye çalışırlar. Büyüklüğüne göre riskler tolere edilebilindiği gibi, engellenmeye çalışılarak ya da başkalarına devredilerek de bunlardan kaçınılabilir; daha güvenli bir yaşam ortamı sağlanabilir. Bireylerin ve kurumların yaşamlarında farklı Risk Yönetim türleri yer alsa da, ekonomik açıdan değer kaybını minimum düzeyde tutması nedeniyle, SİGORTA diğer türlere göre daha fazla tercih edilmekte ve daha fazla uygulama alanı bulmaktadır.
En yaygın kullanılan risk yönetim türü olan ve günlük hayatta farklı alanlarda her birey ve kurumun karşısına çıkan SİGORTA kavramı tam olarak anlaşılamamakta, bu durumda uygulamada yanlışlıklara ve memnuniyetsizliklere neden olmaktadır. Sigorta sektörü içinde yer aldığımdan, Sigorta kavramının tam anlaşılamamasında bizim de payımız olabileceği düşüncesiyle, bu platformda iş dünyasındaki farklı konularla birlikte dönem dönem SİGORTA kavramını tanıtmaya ve uygulaması hakkında bilgi aktarmaya çalışacağım. Bu ilk yazımda, Sigorta kavramını tanımlayarak ve sigortanın neden önemli olduğunu kısaca anlatarak hızlı bir giriş yapmak istiyorum.
Sigorta; prim adı verilen belirli bir parasal değer karşılığında, kişi ve kurumların para ile ölçülebilir olan varlıklarındaki zarar ya da kayıplar ile üçüncü şahıslara verecekleri zararlar şeklinde ortaya çıkan riskin transferidir. Kazançların bir bölümüyle, tasarruf edilerek bu kötü günler için hazırlıklı olunmaya çalışılsa da, büyük boyutlardaki zararların bir kişi ya da kurumca tek başına karşılanması mümkün ya da yeterli olmayabilir. Ortaya çıkan riskler getirdikleri yük bakımından, kişiler ve kurumlarca tek başlarına karşılanamayacağından, ortaya çıkan maddi zararlar sigorta sistemi aracılığıyla paylaştırılmaktadır. Sigorta sistemiyle, aynı türden risklerle karşı karşıya olan kişiler ve kurumlar, nispeten küçük parasal değer ödeyerek oluşturdukları havuzda toplanan primlerle, parayla ölçülebilen zararlarını aralarında paylaşmış olurlar.
Sigorta sadece riski paylaştırmakla kalmaz, kişilerin üzerlerinde taşıdıkları riski azaltacağından güven içinde yaşamalarını da sağlar; aracının sigortası olan bir kişi kaza meydana geldiğinde bu zararı nasıl karşılayacağı endişesi taşımaz.
Sigorta sisteminde maddi kayıplar telafi edilirken, sigortacılar risklerin meydan gelmemesi ve azaltılması konusunda geniş bilgi ve deneyime sahip olduklarından, bu konuda destek sağlarlar. Sigorta teminatı, belli tedbirlerin alınması şartıyla verilir: Hırsızlık sigortası için kepenk şartı aranması gibi. Sigortacı, bu şartlarla zararın engellenmesi ve azaltılması için gerekli olan güvenlik standartları ve önlemlerin arttırılması konusunda yol göstermiş olur. Böylece ekonomik değerlerin korunması sağlanır. Sigortacılar tarafından hırsızlık riskine karşı alınması gereken önlemlerin belirtilmesi, yangın riskine karşı yapılarda nasıl iyileştirme yapılması gerektiğinin belirtilmesi, bu tür yol göstermelere örnek oluşturur.
Sigortayı diğer tüm risk yöntemlerinden ayıran en önemli fark, ülke ekonomisine sağladığı katkılardır. Sigortacılıkta biriken fonlar, ülkenin ekonomisini oluşturan birimlerin ihtiyaç duyduğu sermaye ihtiyacını gidererek, yeni yatırımlar yapılmasını sağlar. Özellikle Hayat Sigortalarında toplanan katkı paylarının fonlarda değerlendirilmesi yoluyla, diğer sektörlerdeki gelişmeler de desteklenmiş olur.
Ekonomik değerlerin, sigorta teminatlarının sağlamış olduğu güvence altında olması ve sigorta fonlarının yarattığı kaynak, yeni girişimciler için iş kurmak ve varolan işleri geliştirmek için ihtiyaç duyulan krediyi almayı da kolaylaştırmaktadır.
Sigortacılık sektöründe yer alan şirketler, sponsor olarak, bağış yaparak ve eğitim desteği vererek, taşıdıkları sosyal sorumluluk anlayışıyla ülke sosyal hayatına da zenginlik katarlar. Van depremi sonrası, Sigorta Şirketlerinin bu bölgede okul ve yurt inşasına başlaması, binaların onarım masraflarını karşılaması ve unutulan sanatları yaşatmak için hazırlanan projelere sponsor olması bu sosyal sorumluluk faaliyetlerine en iyi örneklerdir.
Sigorta sektörünün sistem içindeki işlemleriyle birlikte ekonomiye dolaylı yoldan da katkısı vardır. Sigorta şirketleri, toplum istihdamına katkıda bulunur, işlemlerden doğan vergilerle kamuya gelir de sağlar.
Sigortanın belirtilen tüm faydalarının farkında olamayabiliriz. Ancak yaşamın her aşamasında belirsizliklerin mevcut olduğu, her an bir riskin ortaya çıkabileceği, bilinen bir gerçektir. Her gün izlediğimiz haberlerden, okuduğumuz gazetelerden bunların ne kadar olası olduğu gözlenmektedir. Gün yoktur ki; trafik kazası olmasın, ev ya da işyerlerinde yangın meydana gelmesin, doğal afetler görülmesin. Bu riskler olduğu ve arttığı sürece, bizler daha güvenli, huzurlu ve sağlıklı bir yaşam için bu riskleri yönetebilmeyi öğrenmeliyiz ve sigorta yaptırmayı ihmal etmemeliyiz. Kendimiz ve sevdiklerimizin geleceği için….
Kaynak: Afyon Ticaret Odası, Samiye HANCIOĞLU.
|